1. Konuşulanları Anlamada Güçlük:Bu dönemde birçok anne-baba çocuğun sorulan sorulara tepkisiz kaldığını, hiç söz dinlemediğini belirtirken, bazı anne-babalar ise çocuklarının işine gelen sözcükleri anladığını, işine gelmeyenleri ise anlamadığını anlatmışlardır.

ik çocuklarla yapılan çalışmalar, konuşulanları anlama kapasitesinin oldukça sınırlı olduğunu göstermiştir. Anlama, yaşla birlikte artar; kendilerinden istenilenleri anlayabilir, ancak istekleri yerine getiremezler. Tek kelimeleri anlayabilirlerken, kelimeler soyutlaştıkça, cümleler karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir. Konuşulanları anlama becerisi, oldukça yavaş gelişir. Gelişmenin her çocuğa göre farklı düzeylerde olduğu gözlenir.

  1.   Ekolali: Çocuğun duyduğu kelimeleri cümleleri konuşmacının hemen arkasından  veya daha sonra taklit etmesidir. Normalde çocuklar, konuşmaya, duydukları kelimeleri taklit etmekle başlarlar. Ancak bu taklit dönemi, 2,5 yaş civarında sona erer (Wing,1983). Otistik çocuklarda ilk kelimelerini, anlamlarına dikkat etmeden papağan gibi taklit ederek öğrenirler. Bazen kelimeleri, bazen de cümleleri olduğu gibi tekrar ederler. Kelimeleri, taklit ettikleri konuşmacının aksanı ve vurgulamaları ile söylerler. Normal çocuklar bu dönemden sonra, taklit ettikleri kelimeleri uygun yerlerde kullanmaya başladıkları halde, otistik çocuklar bu dönemde oldukça uzun zaman kalır, öğrendikleri kelimeleri gerektiği zaman kullanmazlar.
  2. Gramer bozuklukları: Konuşabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. Cümlelerdeki fiil eklerini söylememek yaygındır.  Kelime eklerini, zarfları, bağlaçları  kullanmama (“okula gidelim” yerine “okula git” ) cümleleri ters kullanma ( “yemekten sonra şeker ver” yerine “ şeker, yemek ver”, “oyuncağı ver” yerine “oyuncağı verme”), bazı nesne isimlerini fonksiyonları ile açıklama ( “kitap” yerine “kitap oku”) gibi gramer yanlışlıkları yaparlar. Bazen bir nesneyi anlatmak için cümleler üretirler. Çocuğun ilerleyen yaş ile birlikte konuşma becerisi de arttıkça, gramer bozukluklarında bazı düzelmeler görülebilir.
  3. Zamirlerin Yer Değiştirmesi: Konuşmadaki en belirgin özelliklerden birisi de şahıs zamirlerin yerlerinin değiştirilmesidir. Birinci tekil şahıs “ben” yerine “sen” veya “o” kullanırlar. Özellikle “ben” zamirini kullanma çok az görülür.
  4. “Evet – Hayır” Kelimelerini Kullanmada Güçlük : Otistik çocuklar yaşıtları gibi “Hayır” kelimesini “Evet” kelimesinden önce öğrenirler. Otistik çocukların “Evet” kelimesini öğrenmeleri genellikle 8 – 9, bazen de daha ileriki yaşlarda olabilir. “Evet” kelimesini öğrendikten sonra , sorudan soruya bakmak sızın hep aynı cevabı sıklıkla kullanırlar.
  5.   Zaman Kavramı: Otistik çocuklar, normal çocukların 3 yaşında, karşılıklı sözel iletişimde yaygın olarak kullandıkları  zaman kavramını veya diğer soyut kavramları anlamakta güçlük çekerler. “Önce-sonra”, “bugün-yarın” gibi zaman kavramlarını kullanmada karşılaşılan güçlük iletişim bozukluklarına neden olmaktadır.
  6. “Neden-sonuç İlişkisi: Otistik çocuklar olaylara ve nesnelere ait neden-sonuç ilişkisini  kurmakta zorlanabilirler
  7.   Telaffuz Güçlükleri: Otistik çocuklar, diğer insanlardan duyduklarını orijinal konuşma gibi doğru telaffuz ve ses tonuyla aynen tekrar edebilirler. Ancak kendi düşüncelerini, isteklerini ifade etmeye çalıştıklarında telaffuzları daha zayıf olabilir. Kelime içindeki harflerin ve cümle içinde kelimelerin yerlerini değiştirebilirler. Benzer sesteki kelimelerin anlamlarını karıştırabilirler (“kaş” yerine “baş” gibi).
  8.   Ses Kontrolü:  Bazı otistik çocuklar seslerinin tonunu kontrol etmekte zorlanabilirler. Fısıldayarak ya da bağırarak konuştukları görülebilir. Burada söz konusu olan kontrol etme yetersizliği değil,  sesin nerede ve nasıl kullanılacağının bilinmemesidir.

Otistik özellikteki çocuklar başkalarını taklit ettikleri zaman, son derece açık bir biçimde düzgün bir gramerle konuşan kişinin aksanı ile konuşurlar; ancak kendi ürettikleri konuşmalardan açıkladığımız türden konuşma güçlükleri yaygın olarak görülür. Konuşma becerileri ne kadar gelişmiş olursa olsun, konuşmayı, iletişim aracı olarak kullanmak istemezler, yalnızca zorda kaldıkları zaman, bir isteklerini belirtmek için konuşurlar.

Otistik çocukların bir kısmında konuşma hiç gelişmeyebilir. Bu durumda duygu, düşünce, istek ve ihtiyaçların davranışlarla ifade edilmesi söz konusudur. Sözel olmayan iletişim kurmaya yönelik davranışların daha çok istek ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik daha çok istek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanıldığı gözlenmektedir.

İsteklerini ağlayarak, çığlık atarak belirten birçok otistik özellikteki bebeğin  iletişim kurmak için, yürümeyi öğrenir öğrenmez yetişkinin elinden tutarak, çekerek isteklerini belirttiği, bunu yaparken de yetişkinin yüzüne bakmadığı gözlenmektedir. İletişim kurmak istemedikleri zaman ise karşılarındaki kişiyi iterek bu duygularını belirtmekte, sıklıkla yüzlerinin donuk ya da ifadesiz olduğu gözlenmektedir.

Hemen bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir